Yazan: Oğuz Karayemiş
Pipo üç buçuk yaşında, "pek az evcil", çok tatlı bir dişi tekir kedi. Çoğu kedi gibi bağımsızlığına düşkün ama kucağı da seven, oyunbaz, küçük suratlı ve hafiften tombik bir varlık. Pipo, 2 Ekim 2020 Cuma günü öğleden sonra açık unuttuğum kapıdan çıkarak kayboldu. Kaybolduğunu fark etmem ise ne yazık ki geceyi buldu.
Gece panikle önce binanın bodrumuna kadar her yerini, ardından da sokağı elimden geldiğince aradım. Ertesi gün Dilan'la birlikte yukarıda gördüğünüz afişleri bastırdık, sokak sokak gezip, Pipo'ya seslenip, her zaman tepki verdiği mama torbasını salladık, afişleri astık, sosyal medyaya başvurduk vs. Bütün bunların pek de doğru bir yol olmadığını sonra anlayacaktık.
İlerleyen günler (az sayıdaki) duyarlı insanın (hepsine çok teşekkürler!) yanlış ihbarlarıyla geçti. Ayrıca sokak sokak arama çalışmasına devam ettik. Fakat elbette hiçbir sonuç vermedi. Kedilerin dünyalarına dair yanlış ya da en azından eksik varsayımlarla ilerliyorduk ve "sahibinin" [yani benim] sesine, tanıdık seslere tepki vereceği gibi bir hatalı inanca sahiptik. Dolayısıyla hiçbir yere varamadık. Temel sorunumuz bir kedinin dünyasına dair en azından bize biraz ışık tutacak fikirlere sahip olmamamızdı. Onun davranışlarına ve olası tepkilerine dair yanlış fikirler üretiyor, bu yüzden aslına bakılırsa boşlukta dolanıyorduk. Yaşamı boyunca yaşam koşullarımız yüzünden apartman dairelerinde yaşamış bir kedinin sokakta öylece dolaşabileceğine, karnını doyurup, diğer hayvanların etrafında gezinebileceğine inanıyorduk. Bunların hiçbiri doğru değildi.
Biz dahil tüm hayvanlar, kendi duyu-motor ve alışkanlık devrelerine göre farklı tehdit ve güvenlik algılarına sahip. Hepimizin tehdit altında hissettiğimiz durumlar, bu durumlara verdiğimiz tepkiler ve kendimizi güvenceye alma biçimlerimiz farklıdır. Bu kabaca "türsel" bir genellikle (kediler şöyledir, köpekler böyledir, insanlar öyledir vs.) formüle edilebilecek bir şey değil, kuşkusuz türsel diyebileceğimiz eğilimler olsa da.
Pipo'nun durumunda anlamamız (ve bu sitede çevirip yayımladığımız metnin yardımıyla anladığımız) ve merkeze almamız gereken şey, Pipo'nun alışkanlıkları, şimdiye dek yaşadığı ve alıştığı ortamla ilişkileri, en önemlisi de kendisine o ortamın içinde bir dünya, o ortamdan bir yuva yapma biçimiydi. Onu aramak için başlangıç noktamız bu olmalı, onun daha sonra yapabileceklerini bundan hareketle öngörmeliydik. Evet Pipo kendini savunmayı becerebilecek (hatta görece saldırgan, avcı) sayılabilecek bir kediydi. Fakat saldırgan eğilimleri yalnızca ortamına bir yabancı (arkadaşlarım vb.) dahil olduğunda ortaya çıkıyordu. Dolayısıyla bu önemli bir veri: Pipo yabancıları sevmiyor, başka, henüz tanımadığı canlıların ortamına girmesinden hazzetmiyor. Bu açıdan Pipo'nun sokak gibi gürültülü ve diğer canlıların dolandığı ortamlara gitmesi aslına bakılırsa düşük olasılıktı.
Apartman ahalisinin bir kısmından edindiğimiz bilgilerden (onlara da kocaman teşekkürler!) Pipo'nun en azından akşamüstü saatlerinde apartmanın içinde görüldüğünü, tahmin edilebileceği üzere bir komşumuza saldırdığını ve bodruma indiğini öğrenmiştik. Fakat sonrasında dışarı çıkması için (apartman sakinleri Pipo'nun bizimle yaşadığını bilmediğinden) kapıyı açmışlardı. Bu bilgi bizi yanlış yönlendirmişti, apartmanın kapısı açık olduğu için ilk başta Pipo'nun dışarı çıktığını düşünmüştük. Oysa yanılıyorduk. Sizinle paylaştığımız yazıdaki ilk durumda da olduğu gibi Pipo aslında hiçbir zaman uzaklaşmamıştı. En başından beri bodrumda saklanıyordu.
![]() |
| Çoğu apartmanda da benzerleri bulunan "ürkütücü" bodrumumuzdan bir kesit |
Pipo bir şekilde küçücük apartmanın içinde muhtemelen korkudan geri dönüş yolunu bulamamış, güvenli bir alan arayışıyla (arkasında biraz da yaralı tanıklar bırakarak) bodruma sıvışmıştı: nihayet böcekleri ve belki fareleri saymazsak cansız hava sahası. Düğüm noktası da işte burada: Pipo bir kez görece güvenli, diğer canlılardan (ki henüz tanımadığı her canlı onun için olası bir "avcı" demektir, bunu akılda tutmak gerek) uzak bir alan bulmuştu.
![]() |
| "Belki de bu delikten içeri küçük bir Pipo girmiştir..." |
İki üstteki fotoğraftaki siyah kapıyı gördünüz, bir üstteki fotoğrafta kırmızı daireye aldığım şey bir delik ve bu delik doğrudan o siyah kapılı bölüme açılıyor. Bu sitede yayımladığımız tercümeyi okuduktan hemen sonra bende şimşek çaktı. Bodrumu daha ilk gece aramış ve Pipo'yu bulamamıştım. Seslenmelerime ve mama torbasının sesine yanıt vermemişti. Yazı sayesinde öngörü ve varsayımlarımı hızlıca gözden geçirdiğimde bir anda Pipo'nun bu delikten geçtiğini anladım.
![]() |
| Dilan ayağı ile deliğin boyutu. |
Ardından söz konusu metni tercüme eden Çağatay ile birlikte arayışımızı bu odaya odakladık. Bu odanın anahtarını ilk başta bulamadık. Fakat son derece umut verici bir ipucu bulduk, ki nihayet Pipo'nun dünyasına dair daha doğru fikirlerle oluşturduğumuz varsayımlarımızı doğruluyor görülüyordu:
![]() |
| Evet, Pipo epey tüy saçan tüylü bir yaratık. |
Yukarıda kırmızıyla işaretlediğim tüyleri görmek tam bir dönüm noktası oldu ve bizi nihayet gerçekten umutla doldurdu. Pipo en azından bu delikten geçmiş, geçerken ardında "imzasını" bırakmıştı. Önce çilingirle kapıyı açmaya çalıştık ama nihayet şansımıza anahtara sahip bir apartman sakini gürültüyü duyup geldi ve bize anahtarı verdi. Ürkütücü odada nihayet kendisini şu halde bulduk:
Bu kayboluşunun dördüncü günüydü ve dördüncü günde, duvara dayanmış bir kontrplağın ardına sinmiş orada duruyordu. Çağatay'ın da benim de heyecanımızı ve mutluluğumuzu anlatamam. Sonraki yarım saati dört gündür görece aç ve susuz olan Pipo'yu kovalayarak ve onu taşıma kutusuna yerleştirmeye çalışarak geçirdik. Dört gündür güven içinde hissettiği bir ortamdan uzak, en iyi ihtimalle kötü beslenmiş bir kediye göre epey atik ve o kutuya girmemeye kararlıydı (ki hiç sevmemiştir zaten). Ama nihayet başardık.
Onu yakalar yakalamaz bir veterinere götürdük, ilk tetkiklerin ardından kendisine çok tedirgin olduğu için sakinleştirici karışımlı bir iğne yapıldı. Hekimi, Pipo'nun dört gündür kaçmış ve tek başına bodrumda saklanmış bir kediye göre epey canlı ve sağlıklı olduğunu söyledi. Şimdilik onu gözlemlememiz şartıyla eve götürebileceğimizi söyledi. Biz de getirdik ve evde canavar gibi yaş mama yiyerek bizi çok mutlu etti.
![]() |
| Eve gelip karnını doyurduktan hemen sonra Pipo |
Pipo'yu çok sayıda insanın yardımlarıyla dördüncü günde bulabildik. Doğru fikirlerle, doğru öngörü ve varsayımlarla hareket etseydik bu süre kısaltılabilirdi. Bu bir keşke değil, sadece bize bizleri sarmalayan dünyayı, o dünyayı dolduran, birlikte var olduğumuz yakın/uzak canlıları ve cansızları ne kadar az tanıdığımızı hatırlatıyor. Tüm canlılar, ama cansızlar da, bizim algılarımızı aşan, erişemeyeceğimiz ama bir ihtimal hayal edebileceğimiz ve eğer şanslıysak, bizleri bir şekilde dostları olarak kabul edecekleri dünyalar inşa ediyorlar: hepimiz gibi güvenli hissedeceklerini umdukları yuvalar. Dediğim gibi başkalarının (kendi türdeşlerimizin bile) dünyalarına asla tümüyle erişimimiz yok, olamaz da, olduğunu düşünmek büyük bir hata değilse bile büyük bir kibir olur. Kendi biricik dünyalarımızı dahi şöyle böyle anlayabiliyorken... Fakat bu dünyaları hayal edebiliriz. Varsayımlarımızı onların dünyaları üzerine kurmaya çalışabiliriz. Bir gün bir dostumuz kayboluverirse onun nasıl hareket edebileceğini düşünerek onları arayabiliriz.
Teşekkür
Pipo'nun bulunmasına yardım eden bir sürü insan oldu. Onlara tek tek teşekkür ederim. En büyük teşekkürü Dilan ve Çağatay hak ediyor. Biliyorum ki onlar bu teşekkürü kabul etmeyecekler, zira onlar da Pipo'nun dostları, en az benim kadar. Fakat bu teşekkür Pipo adına değil, kendi adıma. Onlar olmasa ben durumu yeterince idare edemezdim.








Bizim kedimiz 1 aydir kayip ve ne goren var ne duyan. Bir iki defa bir balik restoranindan o oldugu iddiasiyla ihbar aldik ama korumaya almadiklari icin bulamadik. Simdi bir ay sonra nerelerde aramaliyiz hic bilemiyorum. Sizin Pipo gibi asagida bir yerde sikisip kalma ihmali korkutucu geliyor haliyle. Cunku bir ay dayanamaz cikmadan. Uzun sure gecmis kayiplar icin de bir tavsiye var mi acaba? Aramalari yapiyoruz, ilanlar astik ancak sonucsuz kaldi. Cevrede de oldukca ciddi sayida sokak kedisi var. O sebeple donememisse uzaklasmis olabilir mi ki? :( Cok caresiz kaldik
YanıtlaSilMerhaba benim kedim kayboldu, size bilgi versem yayabilir misiniz.
YanıtlaSilArzu demirışık integram hesabım
YanıtlaSil